Kıbrıslı Türkler hep istiyor

Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı yapmış İhsan Sabri Çağlayangil, Adalet Partisi temsilcisi olarak 1974 yılında Kıbrıs’a ziyarette bulunduktan sonra Kıbrıslı Türklerle ilgili değerlendirmede bulundu

Türkiye’de 12 Mart 1971 askeri müdahalesi öncesi ve sonrasında dışişleri bakanlığı yapan İhsan Sabri Çağlayangil’in Adalat Partisi temsilcisi olarak 23-24 Mayıs 1974 tarihinde Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Said Terzioğlu tarafından kaleme alınan görüşme notları geçen 45 yıllık zaman zarfında Türkiye-Kıbrıs ilişkilerinin, bakış açıları ve beklentilerinin değişmediğini gösteriyor.

23 Mayıs 1974 tarihinde Lefkoşa Saray Otel’in yedinci katındaki özel odada gerçekleşen görüşmeler Said Terzioğlu tarafından şöyle kaleme alındı:

“Büyük yatırım değil, küçük sanayiye yönelin”

“İhsan Sabri Çağlayangil, Dr. Ragıp Üner ve Hüseyin Özalp’ten kurulu heyet sırası ile Ahmet Şakir (Ticaret Odası), Erenköy Mücahitler Derneği yönetim kurulunu ve Kaya Bekiroğlu başkanlığında Tabipler Birliği’ni kabul etti. 10 kadar doktor gelmişti.

Ticaret Odası Başkanı, Çağlayangil’in tam karşısına oturdu.

Özetle, Türkiye’nin adada büyük yatırımlara gitmesini, maddi ve manevi yardımlarını artırmasını istedi. Konuşmaları hep yuvarlak laflardan ibaretti.

O konuşurken, Çağlayangil, sağ tarafı yukarda, sol tarafı aşağıda tıraş edilmiş bıyıkları oynuyordu. Kızdığı, kırıldığı ve sıkıldığı hareketlerinden anlaşılıyordu. Çünkü gözleri hep uzaklarda görünen camiin minarelerinde idi.

Dinledi. Sonra, ‘Sizin aranızda bir çırpıda 30 milyon sterlini verebilecek ve Vehbi Koç kadar güçlü kişiler var. Onların yatırımlarını sağlayın’ dedi.

Yatırım yapılması için önce bir plan, fizibilite ve rantabilite raporlarının bulunmasının şart olduğunu belirtti.

Adada büyük yatırımlara gidilmesinin mümkün olmadığını, çünkü, 600 bin nüfuslu bir adanın büyük sanayiye yönelmesinin kendi kendine kurtaracak bir faaliyet olmadığını belirtti.

Mücahitler, maaşlarının artırılmasını istedi

Sonra, Erenköy Mücahitler Derneği yöneticileri geldi.

Onlar da, hemen hemen, aynı fikri savundu. Türkiye’nin yatırım yapmasını, iş sahaları açmasını istedi. Çağlayangil yine aynı cevapları verdi.

Kapıda ayakta uzun tartışmalar geçti. Çıkarken, mücahit yöneticileri, Türkiye’nin maaşlarının artırmasını istediler.

Çağlayangil küpü alabildiğine dolmuştu. Çıktılar, esasen trafik sıklaşmıştı. Mihmandar Nail Atalay yüklü bir program hazırladığı için kızgındılar. Kaya Bekiroğlu’nun başkanlığındaki 10 kişilik doktor makulesi salonu doldurdu.

Kaya Bekiroğlu son derece muğlak ve sakat, siyasetten uzak olduklarını belirleyen laflarla kalabalık ifadeler kullandı.

Çağlayangil son olarak siyasi durumu nasıl gördüklerini sordu.

Kaya Bekiroğlu yine siyasetle ilgileri olmadığından adeta yakınarak herkesin, her yabancı tanıdığının kendisine neden bir parti kuruluşunda bulunmadığını sorduğunu, buna cevap veremediklerini bildirdi.

Bu sırada, deli doktorlarından Sedat (ismi iyi hatırlamadım). Bir parti kuruluşunun şart olduğunu belirtti. Çağlayangil ‘kurun’ dedi.

Bir noktayı ilave edeyim. Ticaret Odası başkanı ekonomik kalkınma konusundan bahsettiği zaman Çağlayangil, ‘Sizin bir meclisiniz var değil mi? Onlar bu işe el atsınlar, ekonomik konularda bir genel görüşme açsınlar, bu konu enine boyuna tartışılsın ve bir neticeye varılsın’ dedi.

Odada ben olmasaydım belki, meclisi kendileri de eleştireceklerdir ama…

Çağlayangil küpü, söylenenlerle bir hayli dolmuştu. Herkes çıktıktan sonra ben, Üner ve Özalp’a dönerek: Görüyor musunuz? Hep istiyorlar biraz da biz yapalım demiyorlar.

(Allah Kıbrıs belâsını Türk milletinin başına belâ edenlerin belâsını versin) dedi.”

CTP’ye gitmekten son anda vazgeçti, Berberoğlu’na soğuk karşılama

Ertesi gün Çağlayangil’in görüşmeleriyle ilgili tutulan notlar ise şöyle:

“Çağlayangil, Prof. Dr. Ragıp Üner ve Hüseyin Özalp’in CTP Genel Başkanı Ahmet Mithat Berberoğlu’nu genel merkezde ziyareti kararlaştırılmıştı.

Ragıp Üner, Hüseyin Özalp gidilmemesini tavsiye ettiler, neticede haber salındı, Berberoğlu otele geldi.

Oysa, Berberoğlu iki gün evvel de Çağlayangil ve ekibi ile görüşmüştür.

Ama sıkça görüşmeyi arzuluyordu.

Bu ikinci görüşme olacaktı.

Berberoğlu, beraberinde kiraladığı iki şipşakçı ile geldi. Bir de enformasyondan fotoğrafçı istetmişti. O da geldi. Bu mutlu karşılaşma üç fotoğrafçı tarafından tespit edilmiş olacaktı.

Çağlayangil, kapıyı açıp karşısında Berberoğlu’nu arkasındaki üç fotoğrafçı ile birlikte görünce, hemen arkasını döndü. Geriye doğru uzattığı eli ile el sıkarken “O Ahmet Bey hoş geldin” dedi içeri girdi, kapıyı kapadı.

Sonrası şöyle:

Berberoğlu eski dışişleri bakanına ve Kıbrıs konusunu 6 yıl sürdürmüş olan Çağlayangil’e Makarios’u tutar mahiyette bazı tavsiye ve telkinlerde bulunmuştur. Bizim (Türklerin) ilhaktan bahsetmemelerini önermiş. Çağlayangil kızmış.

Bizzat kendisini anlattı. Yemek yeniyordu. Büyükelçi Asaf İnhan, Çağlayangil, Nail Atalay, Müsteşar Salih Zeki Karaca, Prof. Üner, Hüseyin Özalp da var idiler.

“Sen dedim. Makarios’un avukatı mısın, ayıp değil mi?

Sonra uzun anlattı. İlhak sözünden bahsedilmemesini istemiş Berberoğlu sonra da Çağlayangil kızınca kendisine böyle söylemiş çıkışta da resim çektirilmedi. Çağlayangil arkasını döndü.

Çağlayangil basın toplantısından sonra Ankara’ya hareket için havaalanına gidince A. M. Berberoğlu’nu birden karşısında görünce “Aaaa, Berberoğlu sen buraya nasıl geldin?” diye hayretle sordu. Oysa VIP Room’a öyle herkesin girmesine Rum yönetimi müsaade etmiyordu.

Böylece, Berberoğlu’nun Rum yöneticilerle iyi dostluklar kurduğu bir defa da Çağlayangil ve ekibi tarafından tespit edilmiş oluyordu.”

Kaynak: Emin AKKOR, Kıbrıs Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir