‘KKTC’de devlet kepenk kapattı’

Bütçe göstergeleri yapısal reform paketlerinin ayrılmaz bir parçası.
Kamunun krizler karşısında kırılgan bir yapıda olmaması gerekiyor.
Diğer tüm reformlar ise ekonominin ve insan yaşamının kalıcı biçimde iyileşmesine hizmet edecek sistemsel dönüşümleri kapsıyor.
Bunlara kısaca yapısal reformlar diyoruz.
Yapısal reformlar için ameliyat benzetmesi yapacak olursak bütçe disiplininin sağlanmasını da ameliyat öncesi hastanın kan şekerini düzenleme çabası gibi düşünebiliriz.
KKTC’de çok ciddi bir bütçe krizi hüküm sürüyor.
Öncelikle bu işi bir temize havale etmemiz gerekiyor.
Ancak bu da yine ameliyat kararı alabilmekle ilişkili…
Şöyle ki;
2019 bütçesi 851 milyon açıkla onaylandı.
Bütçedeki harcamaların 1,3 milyarının dış finansmanla gerçekleştirileceği öngörülüyordu.
Yılın ilk çeyreğine dış finansmana erişimdeki sıkıntılar damga vurdu.
Yerel bütçe açığının nasıl ortadan kaldırılacağına ilişkin gelirleri artırma veya giderleri azaltma babında sisteme herhangi bir müdahale de gündeme gelmedi.
Yılın ilk yarısı kâğıt üzerinde 2 milyarlık bütçe açığıyla tamamlanmak üzere.
Bunun pratiğe yansıması ise bütçede öngörülen birtakım faaliyetlerin askıya alınması oldu.
Adı konmamış bir kemer sıkma uygulaması yürürlüğe sokuldu.
Bunu “tarihin en büyük kemer sıkma politikası” şeklinde tanımlamak da mümkün.
Benim şahsi görüşüm bazı giderlerin dizginlenerek kemer sıkılan alanlara da bir miktar kaynak tahsis edilmesi yönünde.
Ancak ülkedeki genel kanı “zaten yaşam pahalı ve ekonominin çarkları durmak üzere, bir de kamu çalışanlarının gelirleri azaltılırsa bu tam felaket olur” şeklinde.
Tarihin en büyük kemer sıkma politikası kapsamında;
Mal ve hizmet alımları durduruldu.
Reel sektöre yönelik hibe programları bekletiliyor.
Faiz destekli programlar öteleniyor.
Belediyelere yardım projeleri başlatılmıyor.
Diğer bütün altyapı yatırımları da durmuş vaziyette.

Kısacası dış finansman açığı nedeniyle sadece ülkede ekonomik sektörlerin can suyu kesilmedi aynı zamanda birtakım temel kamusal hizmetler de durduruldu.
Yerel bütçe açığı nedeniyle kamunun mal ve hizmet alımları da durduruldu.
Kısacası devlet kepenk indirdi.

Dış finansman açığını ortadan kaldırmak için protokole, protokolün imzalanması için de reform iradesine gereksinim var.
Temennimiz bu protokolün en erken zamanda imzalanmasıdır.
Ancak her hâlükârda Kıbrıs Türk halkı “ana hedefini” belirleyerek bizi bu hedefe ulaştıracak reform eylemlerini siyaseten netleştirmelidir.
“Yapılabilir olan reformlar” ve “yapılabilir olmayan reformlar” şeklinde bir sınıflandırma icat edildi.
Beklenti “yapılabilir olmayan reformları” içermeyecek bir protokol hazırlanması.
“Üç yıllık değil bir yıllık protokol imzalayalım” yaklaşımı çerçevesinde “süre tahdidi” gerekçesiyle bu beklenti mantıki bir zemine oturtuluyor.

Ben bu durumu “vergi kaçırma” ile “vergiden kaçınma” arasındaki farka benzetiyorum.
Reformları reddetmiyoruz ama bazı reformları uygulamaktan meşru zeminde kaçınıyoruz.
Kendi kendine yetebilen bir sistem idealiyle dış yardım mekanizmasını son 10 yıldır çok yakından takip ediyorum.
Bu ideale ulaşabilmemizin yolu dış yardım mekanizmasının verimli çalışmasından geçiyor.
Erişebildiğimiz dış kaynakların her bir kuruşunun sürdürülebilir kalkınmaya hizmet etmesi son derece önemli.
O nedenle “yapılabilir olmayan reformlar” olgusunun biraz daha detaylı konuşulmasında yarar var.
Ana hedef kamuyu küçültüp reel sektöre rakip değil reel sektör faaliyetlerini tamamlayıcı bir unsura dönüştürmekse bunun gereklerini “yapılabilir olan” ve “yapılabilir olmayan” diye ikiye ayırmanın ciddi sakıncaları vardır.

Sistemde kısmi iyileştirmelerle ana hedefe yakınlaşılamayabilir bilakis işler siyaseten daha da içinden çıkılmaz bir hal alabilir.
Dün Ferdi Sabit Soyer’in bir gazetedeki açıklamaları dikkat çekiciydi.
“Verimsizlik üretiyoruz” dedikten sonra ülkedeki temel sorunların özlü bir şekilde tartışılamıyor oluşundan yakındı.
“Yapılabilir olmayan reformlar” konusunu ise “denizdeki balığın pazarlığı” şeklinde nitelendirdi ve “hayata geçirilmesi planlanan projelerin halkın önüne konması gerekiyor” dedi.
Çok yerinde tespitler yaptı.
“Ana hedef” meselesinden başlayarak bu ülkede birtakım meselelerin artık projeler üzerinden tartışılması gerekiyor…

Kaynak: HABER KIBRIS, Birikim Özgür

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir