‘Medyamızda ‘kiralık’ ya da ‘satılık’ kalemler yok mu? Var!

Ali BATURAY-KIBRIS GAZETESİ
YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, bir süreden beridir mecliste medyayla ilgili değerlendirmelerde bulunuyor. Son açıklamasında Türk Ajansı Kıbrıs’ın (TAK) personelinin eğitimden geçmesini istediğini söyledi. Sayın Arıklı “Donanımlıdırlar” dediği personelin eğitilmesini tavsiye ederken, “eğitimden” kastettiği nedir? Nasıl bir eğitim alsınlar? Habercilik kurallarını mı bilmiyorlar? Haberleri önem derecesine göre sıralayamıyorlar mı? Haberlerin sunuşunda mı hataları var? Türkçe dil bilgisini bilmiyorlar mı? Neyin eğitimi? Yoksa daha milliyetçi haberler mi yazsınlar istiyorsunuz?

Sağ partiler iktidara gelir TAK çalışanlarını “solcu” bulur, sol partiler gelir “sağcı” bulur. Sağ partiler “milliyetçilik” ölçüsünün az geldiğinden şikayet eder, sol partiler çözüm, barış, yakınlaşma haberlerinin sunuşunu beğenmez. Kimseye yaranamıyor TAK çalışanları ama yaranmasını gerektirecek bir durum da yok. Birilerine beğendirmek için yapılan gazetecilikten zaten fayda da gelmez. TAK personeli eğitimli ve tecrübelidir, bundan kimsenin şüphesi olmasın…

Elbette eğitim ömür boyudur, insan hangi mertebeye gelirse gelsin, ne kadar tecrübeli olursa olsun mutlaka öğreneceği şey vardır ve eğitim her zaman faydalıdır ama Arıklı’nın bahsettiği eğitimle, benim söylediğimin pek benzeştiğini sanmıyorum. Sayın Arıklı, geçmişte başka politikacıların da yaptığı gibi TAK’ı etki altına almaya çalışıyor, hedef yapıp, kendine daha fazla yer ayırmalarının yolunu açmaya uğraşıyor. 30 yıldır bu mesleğin içindeyim, 2007 yılından beridir de TAK Yönetim Kurulu üyeliği yapıyorum, artık ağzını açmadan bile kimin ne murat ettiğini anlayabiliyorum.

TAK hata yapmaz mı? Yapar, kim hata yapmaz ki? TAK’ın düzeltmesi gereken yanları yok mu? Var ama şikayetçi olan kesimler ya da siyasiler bunları görmüyor ki. Esas görmesi gerekeni görseler bir şey demeyeceğim ama TAK’a bakış açısı kişiseldir, “Benim söylediğim ne kadar yer alabilir” anlayışı… TAK’ın hataları, siyasilerin yaptığı hatalardan daha vahim şeyler değildir. TAK’ın birçok sorunu, siyasilerin bunları anlayamamasından, ilgi göstermemesinden, çareleri ötelemesinden, kaynak ayıramamasından kaynaklanıyor.

Sayın Arıklı, aslında baklayı ağzından çıkarıyor; “Rum basını süzgeçten geçsin” diyor. Nasıl bir süzgeçtir bu? Yakınlaşmaya, barışa, çözüme hizmet eden haberler dikkate alınmasın mı? Rumların Kıbrıslı Türklerle ilgili söyledikleri sansürlensin mi? Geçmişte bu hataya sol kesimler bile düştü. Efendim, Rum yetkililerin, “sahte devlet”, “işgal”, “sözde bakan” gibi ifadelerini düzeltilip verilsin istiyorlar. Çok saçma? Eğer Rum Lider Nikos Anastasidis’in “sahte devlet” dediği şeyi biz “KKTC” diye çevirirsek, “işgal kuvvetleri” dediğini de “Türk askeri” diye verirsek, halkı yanıltmış oluruz. O zaman Anastasiadis’in veya başka bir Rum yetkilinin gerçek düşüncesini, niyetini yanlış aktarmış oluruz. Bu süzgeç değil, olsa olsa dezenformasyon olur. Siz milliyetçiler ki Rumların Kıbrıslı Türklerle ilgili düşüncelerine çok önem veriyorsunuz, şimdi onların söylediklerini masumlaştırmak mı istiyorsunuz?

Sayın Arıklı, spekülasyon ve ajitasyon olabileceğinden söz ediyor. Hangi spekülasyon, nerede ajitasyon? TAK, silah olarak kullanılabiliyormuş… Tüm devlet ajanslarında olduğu gibi TAK’da da protokol tipi bir habercilik var ama tüm kesimlerin de haberlerine yer veriliyor. Devlet ve hükümet yetkililerinin haberleri daha çok yer alıyor, çünkü ziyaretçileri ve demeçleri bitmek bilmiyor ama çok yer alması silah olarak kullanıldığını göstermez. Silah olarak kullanmak bambaşka bir şeydir ve öyle bir şey de TAK’ta yoktur.

Sayın Arıklı diyor ki; “Parası hazır olduğu halde TAK’ın bina sorunu yıllardır halledilemiyor…” Hangi paradan söz ediyorsunuz? Para nerede? Kim ayırmış parayı? Nerededir o para, söyleyin de gidelim alalım? TAK binası için yönetim kurullarının af edersiniz ama öpmediği kıç kalmadı ama o para bulunamadı. En sonunda yönetenler TAK binasının çok büyük olduğuna karar verdi, onu elimizden de aldılar, ülke için daha elzem olan “devlet laboratuvarı” yapmaya karar verdiler. Olanı restore edebildik de kaldı yenisini yapalım…

TAK paralı olursa 3 bin TL ödeyemeyecek gazeteler varmış. 3 bin TL ödeyemeyecek gazetenin piyasada ne işi var ki? 3 bin TL’yi ödeyemeyecek bir gazete her türlü istismara açıktır zaten, sözde sponsorluk adı altında esas bu türlü bazı gazeteler silah olarak kullanılıyor.

Sayın Arıklı, yerli istihdamı destekleme amaçlı projeyle devletten sosyal sigorta, ihtiyat sandığı katkısı alan gazetelerin durumunu da pek anlamadı. 3 yıllık bu projede, basın kuruluşları yerli personelin ihtiyat sandığı sosyal sigorta parasını yatırıyor, devlet ona geri ödüyor. Yani bu para dönüp duruyor, yatırıyor, geri alıyor. Üstelik bunu alabilmesi için de devlete yönelik tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekiyor. Bunda bir yanlış, ya da torpil yoktur.

Ha medyamızda haksız kazanç elde eden kişiler, kastetmeye çalıştığınız “kiralık” ya da “satılık” kalemler yok mu?
Var ama o başka bir tartışma konusu, bu anlattıklarınızla hiçbir ilgisi yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir