‘Türkiye istedi diye hükümet kurulduysa demokrasi ciddi anlamda yara almış demektir’

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar’ın “Türkiye’nin istediği hükümeti kurdukları” yönündeki sözleriyle Türkiye’yi zan altında bıraktığını belirterek, yarın Meclis’teki hükümet programı görüşmelerinde Tatar’dan bu konuya açıklık getirmesini isteyeceğini söyledi.

Erhürman, dörtlü koalisyon hükümeti dönemiyle ilgili “20 gün önce aynı masa etrafında kafa patlattığım, kader birliği yaptığım arkadaşlarımla ilgili kızgınlık, kırgınlık beyan etmeyi ne kendime yakıştırırım, ne de ülkede siyasi üslubun parçası görürüm” dedi.

Erhürman,”Kimseyi suçlamadım, suçlamayacağım. 15 ay çok ciddi sıkıntılarda kader birliği yapmış bakanların -öküz öldü ortaklık bozuldu diye- takdir edilmeyecek bir üslup içinde konuşmasını doğru bulmam. Bunları siyasetin temel meselesi olarak görmüyorum” diye konuştu.

Erhürman, Kıbrıs Genç TV’de yayınlanan Er Meydanı programında yaptığı açıklamada hem dörtlü hükümet dönemini hem de yeni hükümeti değerlendirdi.

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

20 gün önce aynı masa etrafında kafa patlattığım, kader birliği yaptığım arkadaşlarımla ilgili kızgınlık, kırgınlık beyan etmeyi ne kendime yakıştırırım, ne de ülkede siyasi üslubun parçası görürüm. Her ülke kendi siyasetini kendi inşa eder.

Uzun süredir medyanın gündeminde olan hükümet formülü denensin dedim ve nitekim kuruldu. Bir şeyler duyuyorduk ama elimde kimin nerede kiminle hükümet görüşmesi yaptığına dair somut delil yok. Kamuoyu bir değerlendirme zaten yaptı. Ülkede yeterince sorun yokmuş gibi dün yaşananlarla ilgili suçlama oyunlarına girme benim siyasi üslubumda yoktur.

“Her şey kamuoyu önünde yaşandı”

Kimseyi suçlamadım, suçlamayacağım. 15 ay çok ciddi sıkıntılarda kader birliği yapmış bakanların -öküz öldü ortaklık bozuldu diye- takdir edilmeyecek bir üslup içinde konuşmasını doğru bulmam. Bunları siyasetin temel meselesi olarak görmüyorum. Umarım bu memleketin ciddi meselelerini konuşmaya başları. 15 ayda hepimizin tecrübeleri var. Bu ülkenin bundan sonrasına ilişkin bu tecrübeleri konuşmaya başlamamız lazım. İşin magazin tarafı gerçek meselelerimizin önüne geçiyor ama her şey kamuoyu önünde yaşandı. Bizi taktir etti veya etmedi. Ben bunları zaman kaybı olarak görürüm ve siyasetin esas meselesi değil.

(TC’nin hükümet kurması bozması temel mesele değil mi? sorusu üzerine) Bu soruların muhatabı ben değilim. Ersin Tatar’ın TC’nin istediği hükümet kuruldu diye açıklaması var. Eğer bu böyleyse o zaman çıkarlar söylerler, biz de bu işlerden vazgeçeriz.

Ersin beyin söylediği ‘Ankara’nın istediği hükümet’ ne demektir bunun daha açık sorulması lazım. Biz perşembe günü soracağız. Ersin bey ‘Evet TC bize dedi bu hükümeti bozun şunu kurun dedi’ derse, o halde bu ülkede demokrasi çok ciddi yara almış demektir. Bu konuda her parti kendi kararını verir. Bu açıklama çok net olmalı. TC istikrarlı bir hükümet ister 30 milletvekili var istikrarlı hükümet kurduk demek de olabilir.

TC’nin arzu ettiği bir hükümeti kurduk sözüyle Ersin bey TC’yi zan altında bırakıyor. Hükümetin bozulmasını ve bu hükümetin kurulmasını TC istedi algısını yaratıyor. Büyük laflar etmeden önce yüz defa yutkunmak ve düşünmek gerek. Bu söylenenlerle TC zan altında bırakıldı. UBP tabanı dahil demokrasiye inanan kimsenin bundan mutlu olacağını sanmam. Sayın Tatar’ın bunu netleştirmesi lazım.

Türkiye’den 2017’de 930 milyon TL gelirken geçen yıl yaşanan onca ekonomik krize ve sel felaketlerine rağmen 2018’de 485 milyon TL geldi. Ben halka TC’den bana söylenen dışında birşey söylemedim. Hep “ama benim bilmediğim bir şey varsa buyursunlar halka anlatsınlar” da dedim.

“2019’da savunma dahil kendi kaynaklarımızla yönettik”

2018’de arzu ettiğimiz kadar icraat yapamadık çünkü icraat demek her şeyden önce maddi kaynak demektir. 2019’un başından itibaren de biz savunma bütçesi dahil TC’den gelen bir para olmadan ülkeyi yönetmeye çalıştık. Ay başında savunma için 25 milyon TL daha çıkıyor yerel kaynaklarımızdan.

Bırakın TC’den para gelmemesini, yerel kaynaklardan 300 milyon harcama yaptık.

Tolga Atakan’ın icraat yapamıyorduk serzenişleri haklıdır. Yollar delik deşik olunca insanlar sosyal medyada Ulaştırma Bakanı’nı hedef alır. Ben de şunu söyledim kendisine “Bizim TC’den alacağımız 2018 ve 19’a ait 300 milyondan öncelikle Ulaştırmayı yararlandıracağız” dedim.

TC’yle protokol konusu… Bende niyet okuma çabası yok. Ne duyduysam onu söyledim. Ben muhataplarımın gözünün içine bakarım, bana söylediklerini de halkımla paylaşırım. Bilgisiz yorumların bizi çok başka yerlere taşıyacağını bilirim.

Bize para gelmedi yolları yapamadık onlara da gelmesin de görsünler diyecek kadar siyaseti toplumsal değil partisel çıkarlar üzerinden düşünen biri değilim.

HP’lilerin eleştirileri… Eğer düşünceleri biz arzu ettiğimiz oranda icraat yapamadıksa elbette ben de başbakan olarak daha çok icraat yapmayı isterdim. Mesela Gençtepe Parkı’nı yapmayı, hastane ihalelerini tamamlamayı, çekirdek (teknoloji alanı) kurmayı çok isterdim ama yapamadık çünkü yeterli mali kaynağımız yoktu.

“O gün 2.5 saatimi komitede geçirdim”

Yolsuzlukların üstüne gitmede ortaklarımızdan yeterli desteği bulamadık eleştirisi… Bu eleştiri mal bildirimiyle ilgili tasarıyla ilgiliydi. Bu tasarıyı Özersay hazırladı, Doğuş Derya’nın komitesine gitti. Hükümet bozulmadan bir gün önce ben iki buçuk saatimi komitede geçirdim. Ortaya çıktı ki tek sorun kurulun kimlerden oluşacağı değildi. Birçok ülkede uygulanan mal bildirimlerinin internetten birebir izlenebilmesi de vardı.

Yurttaşlık Yasası konusunu CTP Grubunda görüştük, İçişleri Bakanı Ayşegül hanıma onay verdik. Hemen getirsinler CTP’nin oyu evettir.

Yerel yönetimler reformu..Ayşegül hanım çalışmasını yaptı. CTP’nin 10 belediyesi var diye, belediyelerin sayısının azaltılmasına karşı olduğumuz düşüncesi vardı. Ben kendisine “lütfen bu görüşleri bir tarafa bırakın, neyse olması gereken çıkarın taslağı, getirin görüşelim” dedim. İleriye dönük net söyleyeyim, biz belediyelerin sayısının azaltılmasına asla karşı duruş sergilemeyeceğiz, bunu parti olarak da bildirdik, yeter ki işlevsel bir taslak gelsin.

Dörtlü hükümetin yaptığı iyi şeyler: Kullanılmayan sanayi bölgesi arazilerinin iptal edilerek yeni kullanıcılara verilmesi, tarımda sulama, sağlık merkezlerinin yenilenmesi, Lefke-Güzelyurt yolunun birinci etabının, imar planının çalışmaları, engelli koordinasyon merkezi, bilgi edinme, kişisel verilerin korunması kurulu, teknoparklarla ilgili yasa, ilk kalp nakli, müşavirliğin kaldırılması.

Vicdani ret, 2018 erken genel seçimine giderken 4 partini de seçim programındaydı. Hükümeti kurarken hükümet programının parçası haline getirdik. Taslak çalışmayı da Özersay’ın bakanlığı yaptı.

“Kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratmak artık boynumuzun borcudur”

TC’den paranın gelmesi ve projelerin başlaması lazım. Bu ülkede kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi yaratmamız artık boynumuzun borcudur. Böyle bir ekonomi yaratamadığımız sürece bu 15 ay bize gösterdi ki bu ülkeyi yönetemeyeceğiz.

Bir halkın başına gelebilecek en kötü şey, özgüveninin zedelenmesidir. Bu halk çok daha zor koşullarda yaşadı ama tekrar kenetlendi. Yapmamız gereken şey net duruyor: Ayakları üzerinde duran ekonomi ve Kıbrıs sorununun çözümü. Ne sadece biri ne sadece öteki. Yürürken sakız çiğneyebilmeliyiz.

Zam yapmamız gerekirken yapmadığımız çok oldu. Bu hükümetlerin ekonomi ve maliye politikalarıyla ilgilidir. Düşmüş bir hükümetken zam yapmamız doğru değildi. Yeni hükümet hangi hallerde hane halkını destekleyecek, bunu belirleyecek.

Hükümetin istifasından sonra Kalkınma Bankası’nda rutin kredileri bile durdurdum. Başbakanlık Denetleme Kurulu raporları geldi, arşive koydum. Giderayak öğretmen atadık denmesin diye öğretmen ataması da yapmadık.

(Kudret hoca size hükümetten çekilme durumları olduğunu söyledi mi, söylediyse ne zaman söyledi? sorusu üzerine) Çekilme haberini almam, basın toplantısını TV’den izledim, birkaç dakika sonra arayıp bana bildirdi. Bu benim şikayet ettiğim bir şey değil.

Dörtlü koalisyonun hükümet programını eleştirenler çok daha soyut, -cek -caklarla dolu bir program hazırladı. Yeni birşey görmüyorum. Bütçe ve Hazine Dairesinin Başbakanlık’a bağlanması yasaya uygun değil. Eski Eserler Dairesi Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na bağlanacakmış ama hükümet programında bu daireyle ilgili bir ifade yok.

Bu hükümetin temel iddiası ekonomik kalkınma güçlü ve bana göre doğru bir iddia. Ama ben bu programda ekonomik kalkınmayı hangi projelerle gerçekleştireceğimizi görmüyorum. TC’den para gelirse biz de burada yaparız görüyorum.

(AB içinde iki devletin oluru var mı? sorusu üzerine) Biz Annan Planı referandumunda ve Crans-Montana’da çok açık olarak federasyon konusunda samimiyetimizi gösterdik. Ben Sayın Anastasiadis’in federasyon istediğine inananlardan değilim. Ama federasyonu gerçekçi bulmayanların daha gerçekçi dedikleri formülü anlayamam. AB çatısı altında iki devletlilik değil 50 sene, 150 sene müzakere edilse ortaya çıkamayacak bir şeydir. Anastasiadis’in kafasına saksı düşse bile olmaz. Bu formülde mülkiyet, toprak, güvenlik konuları ne olacak? Hem BM Güvenlik Konseyi üyelerinin, hem Avrupa Birliği’nin tüm üyelerinin KKTC’yi tanıması, yetmedi, Anastasiadis’in de KKTC’yi tanıması gerekir. Bu formül mü daha gerçekçidir? Ben inanıyorum ki halkımız eşit kabul edileceği ön görülebilir bir statü istiyor. Federasyon dışımda bir öneri varsa, olabilecekler bellidir: Federasyon, üniter devlet, iki ayrı devlet, konfederasyon. Ben federasyon formülünün tüketildiğine katılmıyorum.

“Kurultay… Cumhurbaşkanlığı…”

Kurultayımız en geç kasım ayında.. Henüz adaylığı görüşmüş değilim. Ne kurultay ne cumhurbaşkanlığı adaylığını görüştük. Henüz gündemimizin merkezine oturmuş değil. Ben siyasi hırsları olan biri olmadım. Görev ve sorumluluk bilinciyle baktım meselelere.. Bunları partinin değerlendirmesini isterim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir